İlk başörtü ve manto reklamlarında kadın resmi bile kullanılmazken, fetvası
alınarak yapılan defilelerde baştaki örtü örtü olmaktan çıkıp bir 'şov' aracına
dönüştürüldü.
Tesettür defileleri, ötekilik üzerinden, kimliğin, şov içinde dönüştürülmesi
halidir. Tesettür defilesine karşı çıkan seküler zihniyet, iç çamaşır giyimini
sunan bedenlerin başlarının kapatılmasına karşı çıkarken, esasında ötekinin
kendine yaklaşma biçiminden endişe duyduğunu ifade etme istemektedir. "Öteki"
aynı mekanı (podyum), aynı bedeni (manken) aynı ritüeli (defile) kullanarak
kendisine en yakın mesafeye geldiğini ilan etmektedir. Tesettür defilesini
hazırlayanlar "ben de buradayım" mesajını verirken şov mekanlarının kadim
sahipleri "buradayım" mesajını işgal olarak okumaktadır.
Diğer taraftan, bedeni göstermeye sınırlar getiren bir dinin temsilcisi olduğunu
iddia etmekten vazgeçmeyerek, beden üzerinden sunum yapılması, tesettür
giyimdeki kararsızlıkları arttıran bir unsur olmuştur.
Tesettür defileleri şov /tasarım yoluyla ötekilik mekanlarına dahil olma
yanılgısını ve bu yanılgıdan fetih heyecanı duyulması gibi suni bir zafer
söylemini ortaya çıkarmıştır. (Suni zafer söylemi için Tekbir Giyim
defilelerinden sonra Karaduman'ın cevaplarını yıllarına göre tasnif etmek
faydalı olacaktır.)
DEFİLEDE VÜCUDUN DİLİ
İslami radyo kanallarından biri (adı bende saklı) radyoya reklam bulabilmek için
reklamın helal kazanç için gerekli olduğu vurgusunu yaptıktan sonra, reklamlar
için kendi radyolarını önermekte. Oysa kapitalizme karşı çıkışını felsefi bir
duruş ile izah eden sosyalist radyo kanalı (adı bende saklı) radyoya asla reklam
almadıklarını belirttikten sonra "bu radyonun sahibi sizsiniz" diyerek bir
programın sponsoru olmak için gerekli miktarı belirtiyordu. Gücü yeten bir
yıllık programa sponsor oluyordu gücü yetmeyen tek bir saate.
Neden söz konusu radyo kanalı reklamınızı bizde değerlendirin demek yerine, önce
reklamın müesese olarak hellaliğine vurgu yapmak ihtiyacı duyuyor?
Aynı şekilde ilk tesettür defilelerinin ardından gündeme gelen "takvalı
tutumlar"ı nasıl izah etmek gerekiyor? Çünkü tesettürü, defile eylemine
indirgeyen zihniyet, eyleminin sahihliğini vurgulamak için din büyüklerinden
fetva aldığını özellikle vurgulamak ihtiyacı hissediyor.
FETVASI ALINMIŞ DEFİLE
"Fetvası alınmış" defilelerin encamını ölçmek için ilk tesettür kıyafetlerinin
reklam diline uzanmak gerekiyor.
1980'li yıllarda özellikle kadın dergilerine verilen manto, pardösü, başörtü
reklamlarında el ile çizilmiş resimler kullanılmaktadır. Resimde bir baş ve
gövde vardır. Gövde, reklamı edilecek kıyafet için askı manasını taşımaktadır.
Başın etrafını başörtüsü çevrelemekte, ne var ki baş yüzsüz olarak
resmedilmektedir. Yüzde kaş, göz, ağız burun bulunmamaktadır.
Özellikle Mektup, Bizim Aile, Kadın ve Aile gibi kadın dergilerinde firmaların
ve satılan ürünlerin isimlerinin geçtiği reklamlarda tasarım ya da imaj söz
konusu değildir.
Yüzsüz illustrasyonlarla, vücut dilini vamp kadın olarak kullanan tesüttürlü
manken sunumları arasında sadece 7-8 yıllık bir zaman diliminin olması, İslami
kesimdeki üretici-tüketici davranış kodlarındaki değişimin hızını vermesi
bakımından dikkat çekicidir.
İlk tesettür kataloglarının hazırlanması 1997'li yıllara tekabül etmekte. Bu
tarihin arka planında yerel yönetimlerde başarı elde etmiş Refah Partisi gerçeği
ve İslami tv kanallarının açılması olgusu bulunmaktadır.
İslami tv kanallarının açılması ve bu kanallarda tesettürlü kadın sunucuların
yer alması özellikle evdeki kadınların ve genç kızların giyimini yakından
etkilemiştir.
Yerel yönetim başarısı, çevredekileri merkeze taşırken, merkeze eklemlenmenin
birinci safhası her şeyin "islamca"sının üretilmesi olarak ortaya konmuştur.
Ürünün "islamca" markalaştırılması rekabetin kalite ile değil imaj üzerinden
gerçekleşmesi anlamını taşımaktadır.
Tesettür ve moda kelimelerinin yan yana gelip gelemeyeceğinin tartışıldığı
dönemde temel mesele tesettürün değişmezlik ilkesi ile modanın değişme ilkesinin
nasıl bağdaştırılacağı idi.
İLANLARA YANSIYANLAR
Presantabl, tesettürlü sekreterlerin gazetelere verilen ilanlar ile arandığı
dönemde hazırlanan tesettür kataloglarının en tipik özelliği henüz
profesyonelliğin yakalanamamış olmasıdır. 1997 yılında hazırlanmış olan
katalogda mankenlerin yüzleri makyajlı, iç ve dış mekanlarda çekilmiş
fotoğraflardaki vücut dili ise mazbut bir görüntü ortaya koymaya yönelik olarak
tasarlanmıştır. Kıyafetlerin farklılığı baş örtüsünün üzerine takılan, zincir,
toka ve şapkalarla gerçekleştirilmeye çalışıldığı görülmektedir.
Aynı firmanın 2004-2005 sonbahar -yaz katalogunda ise mankenlerin yüzlerindeki
makyaj devam etmekte baş bağlama şekillerindeki abartıdan ziyade, vücud dilini
öne çıkaran elleri,bakışları göz ve dudak hareketlerini "ben buradayım" olarak
imleyen çekimler dikkat çekmektedir.
Her defilede şov maksadıyla yapılan abartılı sunumların, tesettür defilelerinde,
abartılı baş bağlama modelleriyle gerçekleştirilmesi, sokaktaki kadınların baş
örtüsünü bağlama şeklini ve vücud dillerini etkiledi. Özellikle eğitimsiz ve alt
gelir grubundaki genç kızlar tarafından tesettür defilelerini, referans kimlik
gurubu olarak kabul görmesi dikkat çekicidir. Kendi tercihinden ziyade aile
baskısıyla örtünmüş genç kızların konfeksiyon sektöründe işçi, tezgahtar olarak
çalışması ya da sekreter olması giyim ile kendilerini ifade etmeleri konusunda
motive edici bir unsur olmakta, bu konuda belirleyiciliği ise tesettür
defileleri ve katoloğlar sağlamaktadır.
Örtüde otorite zayıfladı
Düzenlediği tesettür defileleriyle gündeme gelen Tekbir Giyim'in sahibi Mustafa
Karaduman, defile ve katalog çekimlerinde kullanılan baş bağlama modellerindeki
değişimin örtü şekli üzerindeki etkisini değerlendirdi: "Bugün bir çok kuaförün
salonunda bizim defile ve kataloglarda kullandığımız modeller bağlanıyor. Baş
bağlama modellerindeki değişim de en büyük etki siyasi baskıların yanında dini
otoritelerin zayıflamış olması. Mesela eskiden bir Timur Taş Hoca vardı. Bu
hocamızın verdiği vaazların konusu ne olursa olsun mutlaka örtünme konusunu da
işler ve tesettürün önemini her vaazında vurgulardı. Bugün insanları dini
anlamda yönlendiren kimse olmadığı için herkes canının istediği gibi başını
bağlıyor diye düşünüyorum. Eskiden bol kıyafetler büyük boy başörtülerimiz
rağbet görüyordu ama şimdi kimse bu tür örtülere ve kıyafetlere ilgi
göstermiyor.Herkes kendi duygu ve düşüncelerine göre örtünmeye başladı.İlk başta
ürettiğimiz başörtü boyutları satılsa biz yine o model üretmeye devam ederiz.
Ama biz büyük boy örtüler üretsekte onlar alıp istedikleri gibi başlarını
bağlayacaktır."
Başörtüsünden topuz yapıyoruz
Tesettürlü müşterilerine özel günler için başörtüsü bağlayan kuaför Rana Temel
son yıllarda başbağlama modasındaki değişimi anlattı. "Yaklaşık 15 yıldır
tesettürlü gelin başı ve başörtüsü bağlıyorum.En başta gelin başı bağlamaya
başladık ve model olarak klasik türban bağlama şeklini kullanıyorduk.Gelin
başları son bir kaç yılda hızla arttı ve aynı zamanda artık özel günler için
başörtüsü bağlamaya başladık.Bugün tesettür gelin başlarında çok fazla bir artış
var. En başlarda sadece beyaz bir başörtüsü kullanılıyordu, duvak yoktu ama
şimdi öyle değil.Duvak ve özellikle rahibe duvağı mutlaka kullanılıyor.
Gelinbaşlarındaki en önemli değişim bence artık başa örtülen örtünün önden değil
arkadan da bağlanması. Bu örtü şeklini günlük yaşamda kullanan tesettürlü
bayanların sayısında da önemli bir artış var.Son 4-5 yıldır bu gelin başları
daha fazla tercih ediliyor. Yine baş bağlanırken kullanılan aksesuarlarda önemli
bir artış var. Gelinbaşının üstüne küpe bile taktıranlar var. Ama en çok saç
bantları rağbet görüyor. Beyaz kumaş üzeri inci ve gümüşle süslü bu bantlar
türbanın ön kısmına konuluyor.Bir türbanlı gelin başıyla kimi zaman 2 saate
yakın süre uğraştığım oluyor. Çok fazla aksesurlar istedikleri için çok fazla
zaman alıyor. Normalde bir gelin başını en fazla 1 saate bitiririm. Özel
günlerde ö zellikle fular tarzı dolamalar çok yaygın olarak kulanılıyor.Fuların
uçları dikilip güller yapılıyor veya başörtüsünden topuz yaptırıp bunu başın
üzerine koyduruyorlar.