Başörtüsüne takılan her bir iğne, başörtüsünden vazgeçilmezlik olarak algılandı.
Sadece kemikleşmiş bir karşı duruşu olanlar değil her konuda ilerci ve çağdaş
görünenler bile başörtüsü konusundaki uzlaşmayı başörtüsünün vazgeçilebilirliği
üzerine bina etti.
Başörtüsü karşıtları dindar kadınların başörtülerine taktıkları iğneden
iğneleyici hükümler çıkardılar 90'lı yıllar boyunca. Her konuda ilerici ve
çağdaş olanlar söz konusu başörtüsü olduğunda eski kriterleri geçerli ve doğru
kriterler olarak kabul etmekten asla vazgeçmedi. Bu bakımdan başörtüsünü onların
gözünde "sahih" kılacak yegane ölçü, ya Anadolu kadınının kullandığı iğnesiz
yemeni tarzı başörtme şekli idi-ki bu şekil Cumartesi Anneleri'nin eylemleriyle
sembolleşti- ya da cumhuriyet döneminin alnı kapatan fakat boynun altından
fiyonk yapılmış örtülerine uygunluk. Kadınların başörtülerinin bir ucunu kulak
hizasından ya da tepeden iğnelemeleri bir tarikata ya da siyasi partiye
mensubiyetin ipuçları olarak değerlendirildi. Hatta zaman zaman medya, TSK'nın
sözcülüğünü üstlenerek orduevlerine alınmayan başörtülü kadınlarla ilgili olarak
bu yasak/ bu girebilir diyerek, saçı hiç göstermeyen başörtüsünü yasaklı,saçın
ve boynun bir kısmını açıkta bırakan, boynun altından bağlanmış örtüye "serbest"
statüsünü kazandırdı.
Başörtüsü karşıtları için başörtüsüne takılan her bir iğne başörtüden
vazgeçilmezliği simgeliyordu. Başı örtülü tutmak konusundaki kararlılığı dışa
vuran eylem planı olarak algılandı iğneler. Başörtüsüne kemikleşmiş bir karşı
duruş ve kemikleşmiş bir cumhuriyet vatandaşı kavramından yaklaşanlar değil,
liberaller bile başörtüsü konusundaki uzlaşmayı, başörtüsünün vazgeçilebilirliği
üzerine bina ediyor. Başörtüsü ve iğne bahsi sadece başörtüsü karşıtlarını
değil, başörtüsüne içeriden bakanları da meşgul etti.1980'li yılların ipek
eşarpları 1990'lı ve 2000'li yıllarda yerini daha ziyade İtalyan tarzı sentetik
eşarplara bıraktı. Bir moda akımı olarak belirlenebilecek olan sentetik
başörtülerin yaygınlaşmasının pekçok sebebi var. En önemli sebebi her gün
dışarıda olan öğrenciler ve çalışan kadınlar için çeşitliliğe imkan verecek
kadar ekonomik açıdan ulaşılabilir olması. Her kıyafetin üzerine takılabilecek
sentetik eşarplar, buruşmayan özelliği yüzünden tercih ediliyor. Ne var ki, bu
eşarpların kaymaması için sadece boyuna takılan iğne yeterli değil. Tepeye, iki
yanlara ve boyna takılan iğnelerle başörtüsündeki iğne sayısı dörde çıkıyor.
Başörtüsü karşıtları, başörtüsündeki iğnelerin sayısı arttıkça durumdan
"iğneleyici hükümler" çıkarıyor diğer taraftan 1980'li yılların baş bağlama
şeklini koruyanlar, bu yeni tarz küçük ve arkadan bağlanmış başörtülülere
ihtiyatla yaklaşmayı seçiyor. Sentetik başörtülerin, arkada bırakılan uçları dik
durduğu ve rüzgarda kolaylıkla açıldığı için üzerinden bağlanma işlemini
gerektiriyor. Ne var ki bu tarz baş bağlama Hollywood aktrislerine benzetilme
riskini taşıyor. Nitekim Türkiye'yi ziyaret eden ABD'li din felsefesi uzmanının
"Türbanlıları Hollywood artislerine benzetmesi" manşet yapıldı. Haberin
devamında Din Felsefesi Uzmanı Prof.Bruce Matthew'e İstanbul'a neden daha önce
gelmediği soruluyor ve şu cevap alınıyor: "Dünyanın başka neresinde bu kadar hoş
ve bakımlı türbanlı kadınlar görebilirim bilmiyorum" (16 Ağustos 2003 Milliyet)
Esasında İstanbul'da yapılmakta olan Dünya Felsefe Kongresi'ne katılmak için
gelmiş olan Matthew'un yukarıdaki cevabına bakarak din felsefesi uzmanının
biricik meşgalesinin hoş ve bakımlı kadınlar üzerine ihtisas yaptığı gibi bir
anlam kayması söz konusu olduğu halde; "ciddi" geçmişi olan gazeteyi, bu anlam
kayması ilgilendirmiyor, tesettürlü kadın imajının dindar kimliğinden koparılıp
yeni tanım alanlarına hapsedilmesi üzerine dil geliştirilmesi öncelik kazanıyor.
Saç bakımı yerine başörtü bakımı
Kumaşın içine dikilmiş sentetik madde ile, başörtülerin önü asla bozulmayacak
bir netliğe kavuşurken, aynı zamanda alnı tamamen açık tutan "siperlik" ile
şapka havası belirginleşiyor. Önden bebek şapkalarını andıran örtünün arka kısmı
başörtüsü kesiminde. Şapka ile kaldırılmış baş kısımdaki saçların görünmesini
engellemek üzere aynı kumaştan bere/bone ile saçlar örtülüyor. Başörtüsü
yasaklarının ortadan kalkması için modacılardan medet umanlar, iğnesiz başörtüsü
tasarımıyla fazla ilgilenmediler. Modern görüntüye eklemlenme biçimi olarak
başörtüsündeki iplikler Muharrem Yücel'in daha ziyade alt gelir grubundaki
vatandaşlara hitap eden tasarımına karşılık, iplik yardımıyla saç biçimi
verilmiş başörtüler "abiye" olarak rağbet gördü. Düğün ve nişan törenleri için
iğne- iplik yardımıyle tasarlanmış başörtülere rağbet eden kesimin alt-orta,
orta-orta sınıflara mensup olması, kamusal alana ender çıkan kadın kimliğinin
yegane kamusallık olarak evlilik törenlerini görmesinin ipuçlarını vermekte.
Başörtüsünden vazgeçilmezliği vurgulayan iğnelere karşılık,ipliklikle birbirine
tutturularak oluşturulmuş kıvrımlar, başın üzerinde temsili saç görünümü
yakalamaya çalışarak, başı açık kadınların saç bakımını, "başörtü bakımı"yla
karşılamaya çalışan bir tavrın ürünü. Bu tavır 2000'li yıllarda belirginlik
kazanan popüler kültüre başörtüsüyle eklemlenmenin uç örneklerinden biri.
Başörtüsü üzerinden kurgulanmaya çalışılan çatışma teorilerini iğne- iplik
yardımıyla geçersizleştiren, saç gibi tasarlanarak bukle ve topuz havası
verilmiş başörtüleri en fazla tercih edenler "bizim de başımıza/başörtümüze
bakım yaptıracak kadar paramız" var mesajını vermeye çalışıyor.
İĞNENİN YERİNİ İPLİK ALINCA
Laikler ve liberaller başörtüsünün vazgeçilebilirliği üzerinden şapkalı çözümler
ürettikçe başörtüsüyle şapka imajını birleştiren yeni modeller ortaya çıktı.
1990'lı yıllarda kar başlıklarının moda olmasından istifade eden öğrenciler kış
döneminde okul kampüslerine bu başlıklarla gitmeyi denemişlerdi. İğnesiz
başörtülerin mucidi Muharrem Yücel, 70'li yılların unutulmaz dizisi "Küçük Ev"in
kadın kahramanlarının başlarına taktıkları başlıklar ile Asya kökenli kadınların
başörtme biçimini birleştirerek iğnesiz başörtüler tasarladı. Yücel'in, iğnesiz
başörtüleri dar gelirli kesimlerde kısa sürede yaygınlaştı.
Felsefecinin türbanlı yorumu
İstanbul'da 1960'lardan fırlamış gibi güzel, eşarplı kadınlarla karşılaştım.
Dünyanın başka neresinde bu kadar hoş ve bakımlı türbanlı kadınlar görebilirim
bilmiyorum. Türbanları bağlayış stilleri son derece değişik. Özellikle boynun
arkasından çevirerek bağladıkları başörtüleri bana, 60'larda Chevrolet'lerin
sürücü koltuğuna oturmuş, havalı Hollywood artislerini hatırlattı. Bu kadar
güzel olmayı ve dikkat çekmeyi, saçlarını kapatmaya rağmen başarabilmek bir
mucize.
'Pratik eşarp tercih ediliyor'
İğnesiz başörtüsünün mucidi Muharrem Yücel, iğneyle takılan başörtülere
alternatif olarak geliştirdiği modelinin kısa sürede büyük ilgi gördüğünü
söylüyor. Yücel, hem daha şık hem de iğne yutma sorununa bu baş örtüsü modeliyle
çözüm getirdiklerini anlattı. "Çok kumaş denedim ve en sonunda ligralı kumaş
kullanarak bedensel ölçüyü de çözdüm. Takılması pratik, kullanımı kolay olduğu
için beğenildiğini düşünüyorum. Ayrıca takıldıktan sonra da gün boyu düzeltme
derdi olmuyor. Hanımların şikayet ettiği konulardan biri eşarplarının önlerinin
bozulması. Bu pratik eşarpla böyle bir dertleri kalmıyor. İğne derdi de olmadığı
için takılması kolay. İğne arama ya da iğne yutma olayları gibi vakalar
yaşanmıyor. Genç kesim özellikle öğrenci kesimi diğer gruplara nazaran daha çok
kullanıyor."