Acilis Sayfasi Yapin  Favorilere Ekleyin    ANA SAYFA | KUR-AN'I KERİM | NAMAZ | ORUÇ | HADİS VE DUALAR | MELEK VE CİNLER | İSLAM VE EVLİLİK | MÜBAREK GÜNLER |
RÜYA TABİRLERİİMSAKİYE | NAMAZ VAKİTLERİ | İLAHİLER | KIYAMET | KURBAN BAYRAMI | DİĞER DİNLER |
LOGO & MELODİ | BEBEK İSİMLERİ SÖZLÜĞÜ
| TESETTÜR EŞARP GELİNLİK | MUHARREM ve AŞURE


Kelebek Saat
Dekoratif Aynalar

CepTelefonlarınız
Şenlenecek
Dini Logo melodi
Resimler
Namaz
Abdest-Gusül
Oruç
Hac-Umre
Zekat-Fitre-Sadaka
Kurban-Adak
Otuziki Farz
Ellidört Farz
Esma-Ül Hüsna
Dini Terimler
Kutsal Emanetler

Rüya Tabirleri
Mucizeler
Mübarek Gün ve Geceler
Osmanlı Padişahları
Seçtiğimiz Siteler
DİĞER KONULAR

Bebek İsimleri
Sözlüğü

Tesettür Eşarp Gelinlik
Mezhepler
Dini Hikayeler
Diğer Dinler
Kur-an'ı Kerim
Hadisler ve Dualar
Veda Hutbesi
Melek ve Cinler
Kıyamet
Kaza ve Kader
Hz.Muhammedin Hayatı
Niçin Müslüman Oldular
Namaz Vakitleri
İlahiler
İslam ve Evlilik
Güncel Meseleler
Yaşanmış Olaylar
İslam'ın Öncesi 
Sohbet Odası 
SORGULAMA SAYFALARI
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
Taşıt Vergisi MTV
SSK Hizmet Dökümü
Ne Zaman Emekli Olurum
İSKİ Borcu

İGDAŞ Borcu

 


DİNİ HİKAYELER

DİĞER HİKAYELERİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.


YALAN SÖYLEMEYEN ÇOCUK

Seyyid Abdülkadir Geylâni hazretleri küçük yaşta iken, bir arefe günü çift sürmek için tarlaya gitti. Bir öküzün kuyruğuna tutunup ardından giderek oynuyordu. O anda bir ses işitti:
''Ey Abdülkâdir! sen bunun için yaratılmadın ve bunlarla emir olunmadın''!
Bu ses, Abdülkâdir Geylâni hazretlerini korkuttu. Eve gelince dama çıktı. Hacıları gördü. Arafat'ta vakfeye durmuşlardı.
-Anneciğim! bana izin ver de Bağdat'a gidip, ilim öğreneyim. Sâlihleri, evliyâyı ziyaret edeyim.
Annesi de dedi ki:
-Ey benim gözümün nûru ve gönlümün tâcı evladım, Abdülkâdir'im! senin ayrılığına dayanamam. Sensiz ben ne yaparım? Bu bakımdan müsâade edemiyorum.
Abdülkâdir-i Geylâni Hazretleri, tarlada olan bitenleri anlattı. Annesi ağladı. Kalkıp babasından miras kalan 80 altını alıp, kırkını kardeşine ayırdı. Kırkını da bir  keseye  koydu ve keseyi elbisesinin koltuğuna dikti. Sonra oğlunun gözlerinin içine bakarak dedi ki:
-Ey benim gözümün nuru ve gönlümün tacı evlâdım, Abdülkâdir'im! Hak teâlânın rızâsı için olmasaydı katiyyen bırakmazdım. Huzur ve esenlik içinde sefere çık! Yolun açık olsun! seninle belki ebedi olarak ayrılıyoruz. Sana son olarak nasihatım şudur ki:''Eğer beni memnun etmek istiyorsan, hiçbir zaman yalan söyleme , doğruluktan asla ayrılma! Allahü teâlâ her zaman ve her yerde doğrularla beraberdir''.
Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri annesine söz verdi ve ağlayarak elini öptü. Bağdat'a gitmek üzere bulunan bir kervana rastgeldi ve aralarına katıldı. Hemedan'ı geçmişlerdi. Bir müddet yol aldılar. Arz-ı Tetrenk denilen mahalle geldiklerinde kervanda bir bağırıp, çağırma koptu. Önlerine aniden bir sürü eşkıya çıkıp kervana saldırdılar. Bir anda sandıklar yere yıkıldı. Eşyalar yağma edilmeye başlandı. Eşkıyalar, kervandakilere birer birer sual edip, üzerlerinde her ne buldularsa aldılar. Sıra Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerine geldi. Eşkıyalardan biri latife olsun diye bunu önüne çekip sordu:
-Fakir çocuk, söyle bakalım senin neyin var?
-Üzerimde yanlız 40 altınım var.
Eşkıya inanmamıştı. Bırakıp gitti. İkinci bir harâmi sual edip, o da aynı cevabı alınca vaziyeti reislerine bildirdiler.
''Bu çocuk 40 altınım var'' diyor dediler.
Bu defa da reisleri sordu:
-Senin üzerinde ne var?
-Hırkamda dikili 40 altınım var.
Reisleri adamlarına dönerek dedi ki:
-Açın bakın, bakalım! Adamları üstünü aradılar, içinde 40 altın bulunan keseyi bulup reislerine verdiler.
Eşkıya reisi hayretle sordu:
-Peki evlât, sen neden üzerinde altın olduğunu söyledin? Abdülkâdir-i Geylâni hazretleri dedi ki::
-Ben evden ayrılırken anneme asla yalan söylemiyeceğime söz vermiştim. 40 altın için sözümü bozar mıyım?
Bu sözleri duyup hakikate şahit olan eşkıya başının gözleri yaşardı. Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin hakikat dolu gözlerine bakıp onunla kendi yaşını ölçtü. Kendisinin bu yaşa kadar nice hiyanet ve zulümler işlediğini, birgün Hakka yönelmediğini acı acı düşündü ve o güne kadar yaptıklarından pişman olup, ellerini başına vurarak şöyle haykırdı:
-Eyvah! biz de Allahü teâlâ söz vermiştik.::Bunca zamandır şeytana uyup ahdimizi bozduk. Fenalık yaptık. Yarın Hak huzurunda acaba bizim halimiz ne olacak? Sonra arkadaşlarına dönerek dedi ki:
-Ey arkadaşlarım! Bana bakınız, beni dinleyiniz! Ben, bunca senedir Hak teâlâ karşı olan ahdimi bozdum. O'na isyan ettim. İçimden gelen bir pişmanlıkla bütün günahlarıma tövbe ile Rabbimin yoluna iltica ediyorum. Bundan böyle inşaallah, Hak teâlânın râzı ve hoşnut olmadığı bir şeyi yapmıyacağım. Reislerine pek ziyade bağlı olan eşkıyalar hep bir ağızdan dediler ki:
-Efendimiz, reisimiz! Biz de sizden ayrılmayız. Eşkıyalıkta reisimizdin, hidâyette de reisimiz ol!
Bunun üzerine kervan ehlinden ne alınmışsa sahiplerine iâde edildi. Bir sürü eşkıya Seyyid Abdülkâdir-i Geylâni hazretlerinin önünde tövbe etti. Kendisi tekrar yoluna devam ederek Bağdat'a vardı.

 

DİĞER HİKAYELERİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

 



HAVA DURUMU
HAVA DURUMU

GÜZEL SÖZLER
Güzel Sözler
Hazr SMS

ANA SAYFA | KUR-AN'I KERİM | NAMAZ | ORUÇ | HADS VE DUALAR | MELEK VE CİNLER | İSLAM VE EVLİLİK | MBAREK GÜNLER | RÜYA TABİRLER |
  İMSAKİYE | NAMAZ VAKİTLERİ | İLAHİLER | KIYAMET | KURBAN BAYRAMI | DİĞER DİNLER |
|TESETTÜR EŞARP GELİNLİK | ONLNE KİTAP SİPARİŞİ
Copyright 2003 SSnet nternet Hizmetleri    
All Rights Reserved.   
Din