Acilis Sayfasi Yapin  Favorilere Ekleyin    ANA SAYFA | KUR-AN'I KERİM | NAMAZ | ORUÇ | HADİS VE DUALAR | MELEK VE CİNLER | İSLAM VE EVLİLİK | MÜBAREK GÜNLER |
RÜYA TABİRLERİİMSAKİYE | NAMAZ VAKİTLERİ | İLAHİLER | KIYAMET | KURBAN BAYRAMI | DİĞER DİNLER |
LOGO & MELODİ | BEBEK İSİMLERİ SÖZLÜĞÜ
| TESETTÜR EŞARP GELİNLİK | MUHARREM ve AŞURE


Kelebek Saat
Dekoratif Aynalar

CepTelefonlarınız
Şenlenecek
Dini Logo melodi
Resimler
Namaz
Abdest-Gusül
Oruç
Hac-Umre
Zekat-Fitre-Sadaka
Kurban-Adak
Otuziki Farz
Ellidört Farz
Esma-Ül Hüsna
Dini Terimler
Kutsal Emanetler

Rüya Tabirleri
Mucizeler
Mübarek Gün ve Geceler
Osmanlı Padişahları
Seçtiğimiz Siteler
DİĞER KONULAR

Bebek İsimleri
Sözlüğü

Tesettür Eşarp Gelinlik
Mezhepler
Dini Hikayeler
Diğer Dinler
Kur-an'ı Kerim
Hadisler ve Dualar
Veda Hutbesi
Melek ve Cinler
Kıyamet
Kaza ve Kader
Hz.Muhammedin Hayatı
Niçin Müslüman Oldular
Namaz Vakitleri
İlahiler
İslam ve Evlilik
Güncel Meseleler
Yaşanmış Olaylar
İslam'ın Öncesi 
Sohbet Odası 
SORGULAMA SAYFALARI
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
Taşıt Vergisi MTV
SSK Hizmet Dökümü
Ne Zaman Emekli Olurum
İSKİ Borcu

İGDAŞ Borcu

 


DİNİ HİKAYELER

DİĞER HİKAYELERİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.


Peygamber isen mucize gösteresin

Hazret-i Ebû Bekr önceleri tüccâr idi. Sefer ve ticâret yapardı. Ekserî Şâma giderdi. Seferde iken, bir gece rü'yâ gördü ki, gökden ay inip, kucağına girdi. Ebû Bekr, iki eliyle onu kucakladı ve sînesine basdı. Uyandı. Yemlîhâ adında meşhûr bir râhib var idi. Ona varıp, rü'yâsını ta'bîr etdirdi. Râhib dedi ki,
- Sen nerelisin?
Ebû Bekr dedi;
- Arz-ı Hicâzdanım.
Tekrâr sordu:
- Ne iş yaparsın.
Ebû Bekr,
- Tüccârım, dedi.
Râhib dedi ki,
- Yâ Arabistanlı kişi. Bu rü'yâda, sana büyük müjdeler vardır. Ta'bîrini ister isen, ücretini ver, dedi.
Ebû Bekr 'radıyallahü anh' oniki dînâr çıkarıp, verdi.
Râhib dedi ki:
- O ay ki, gökden sana indi. Âhır zemân Peygamberidir. Yakınlarda zuhûr edecekdir. Sen Onun hayâtında iken vezîri olursun. Sonra halîfesi olursun. Yâ Arabistanlı kişi. Eğer ben sağ iken, Ona yetişir isen, bana haber ver. Ona varıp, buluşayım. Eğer ben dünyâdan gitmiş isem, selâmımı ona ulaşdırırsın. Ben Onun dînine girdim ve ümmetinden oldum. Beni âhıretde şefâ'atinden unutmasın.
Hazret-i Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh',
- Bana bir mektûb ver, dedi.
Râhib, oniki satır bir mektûb yazıp, Ebû Bekre 'radıyallahü anh' verdi. O mektûbun mevzû'u şu idi.
(Esselâmü aleyke yâ Muhammed bin Abdüllah el Mekkî el Medenî el tehamî, salevâtullahi teâlâ aleyke ve selleme. Hakîkaten sen âhır zemân Peygamberisin! Ve Rabbilâlemînin Resûlisin. Bu mektûbu Ebû Bekr bin Ebû Kuhâfe ile sana gönderdim. Ma'lûm ola ki, ben sana îmân getirdim ve sana ümmet oldum. Ebû Bekr bana gelip, rü'yâsını ta'bîr etdirdi. O rü'yâ delâlet eder ki, Ebû Bekr senin vezîrin olur, sonra halîfen olur. Eğer ben sağ olup, hazretine yetişirsem, gelip önünde gâzâ ve cihâd ederim. Eğer yetişmezsem, âhıretde beni şefâ'atinden unutmayasın) diye mektûbu temâm etmişdir.
Hazret-i Ebû Bekr 'radıyallahü anh'; ey rü'yâyı ta'bîr eden kişiye:
- Eğer ta'bîr etdiğin gibi olursa, yüz altın dahi bende senin emânetin olsun, dedi.
Şâm seferini bitirip, Mekkeye geldi. Bu hâdiseden oniki sene geçdi. Hak sübhânehü ve teâlâ, hazret-i Muhammede 'sallallahü aleyhi ve sellem' vahy eyledi. Bir gece o büyük Peygamber, Ebû Kubeys dağına çıkıp, gece yarısında dedi ki: Allahü teâlâya da'vet edenin da'vetini kabûl ediniz. Lâ ilâhe illallah, deyiniz. Ebû Bekr, serîr üstünde yatıyordu. Söylenilenleri işitdi. Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah. Birkaç gün sonra, Mekke sokaklarında, hazret-i Resûlullah 'sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem' ile buluşdu.
Hazret-i Fahr-i âlem ona dedi ki:
- Ne olaydı, islâma geleydin.
Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' dedi ki:
- Yâ Muhammed 'sallallahü aleyhi ve sellem'! Peygamber isen mu'cize gösteresin.
Hazret-i Resûl-i ekrem 'sallallahü aleyhi ve sellem', Ebû Bekrin göğsüne mubârek ellerini dayayıp, şöyle dıvâra yaslayıp, dedi ki,
- Sana o mu'cize yetmez mi ki, o rü'yâyı gördün. Yemlîhâ râhibe ta'bîr etdirdin. O zemândan on iki yıl geçdi. Ta'bîr edene on iki dînâr verdin ve yüz dînâr dahâ va'd etdin. Rü'yâyı ta'bîr eden, on iki satır bir mektûb yazıp, sana emânet verdi. Bunları bir-bir görüp, muttalî olup, mektûbda yazılan şudur, şudur deyip, takrîr buyurdular.
Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' işitip, parmak kaldırıp,
- (Eşhedü en lâ ilâhe illallah. Ve eşhedü enne Muhammeden Resûlullah). Ya'nî sen, o Peygambersin ki, Yemlîhâ râhib senden haber verdi, dedi.

Kaynak: Menakıb-i Çihar Yar-i Güzin

 

DİĞER HİKAYELERİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

 



HAVA DURUMU
HAVA DURUMU

GÜZEL SÖZLER
Güzel Sözler
Hazr SMS

ANA SAYFA | KUR-AN'I KERİM | NAMAZ | ORUÇ | HADS VE DUALAR | MELEK VE CİNLER | İSLAM VE EVLİLİK | MBAREK GÜNLER | RÜYA TABİRLER |
  İMSAKİYE | NAMAZ VAKİTLERİ | İLAHİLER | KIYAMET | KURBAN BAYRAMI | DİĞER DİNLER |
|TESETTÜR EŞARP GELİNLİK | ONLNE KİTAP SİPARİŞİ
Copyright 2003 SSnet nternet Hizmetleri    
All Rights Reserved.   
Din