Acilis Sayfasi Yapin  Favorilere Ekleyin    ANA SAYFA | KUR-AN'I KERİM | NAMAZ | ORUÇ | HADİS VE DUALAR | MELEK VE CİNLER | İSLAM VE EVLİLİK | MÜBAREK GÜNLER |
RÜYA TABİRLERİİMSAKİYE | NAMAZ VAKİTLERİ | İLAHİLER | KIYAMET | KURBAN BAYRAMI | DİĞER DİNLER |
LOGO & MELODİ | BEBEK İSİMLERİ SÖZLÜĞÜ
| TESETTÜR EŞARP GELİNLİK | MUHARREM ve AŞURE


Kelebek Saat
Dekoratif Aynalar

CepTelefonlarınız
Şenlenecek
Dini Logo melodi
Resimler
Namaz
Abdest-Gusül
Oruç
Hac-Umre
Zekat-Fitre-Sadaka
Kurban-Adak
Otuziki Farz
Ellidört Farz
Esma-Ül Hüsna
Dini Terimler
Kutsal Emanetler

Rüya Tabirleri
Mucizeler
Mübarek Gün ve Geceler
Osmanlı Padişahları
Seçtiğimiz Siteler
DİĞER KONULAR

Bebek İsimleri
Sözlüğü

Tesettür Eşarp Gelinlik
Mezhepler
Dini Hikayeler
Diğer Dinler
Kur-an'ı Kerim
Hadisler ve Dualar
Veda Hutbesi
Melek ve Cinler
Kıyamet
Kaza ve Kader
Hz.Muhammedin Hayatı
Niçin Müslüman Oldular
Namaz Vakitleri
İlahiler
İslam ve Evlilik
Güncel Meseleler
Yaşanmış Olaylar
İslam'ın Öncesi 
Sohbet Odası 
SORGULAMA SAYFALARI
TC Kimlik No
Vergi Kimlik No
Taşıt Vergisi MTV
SSK Hizmet Dökümü
Ne Zaman Emekli Olurum
İSKİ Borcu

İGDAŞ Borcu

 


DİNİ HİKAYELER

DİĞER HİKAYELERİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.


 

EN BÜYÜKLERİ YAPMIŞTIR 

Hazret-i İbrâhim aleyhisselâm kavmine bir peygamber olarak gönderildiğinde, onların puta tapıcı dinî telakkilerine karşı çıkmış ve önlerinde eğildikleri putların işe yaramaz birer taş, metal ve ağaç yığını olduklarını anlatmıştı. Onlar ise buna itiraz edip durmuşlardı. Bunun üzerine İbrâhim aleyhisselâm, kavminin zihnini ve vicdânını harekete geçirmek ve onları uyandırmak yoluna başvurmuştu. Ve günün birinde şehir halkı mesîreye çıkmışken, tapınaktaki bütün putları kırıp, baltayı da en büyüklerinin boynuna asmış; onlar dönüp, bu durumu görünce de şaşırıp kalmışlardı. Şimdi hâdisenin gerisini Kur'ân-ı Kerim'den tâkip edelim:

Mesîreden dönen halk;
'' Bunu ilahlarımıza kim yaptı? Muhakkak o zâlimlerden biridir, dediler. (Bir kısmı da)
'Bunları diline dolayan bir genç duyduk; kendisine İbrâhim denilirmiş' dediler. 'O halde, dediler, onu hemen insanların gözü önüne getirin. Belki şâhitlik ederler.'
Sonra da sordular:
 ' Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın ey İbrâhim?
İbrahim aleyhisselâm cevap verdi:
' Belki de bu işi, şu büyükleri yapmıştır. Hadi onlara sorun; eğer konuşuyorlarsa!..
Bunun üzerine kendi nefislerine (vicdanlarına) döndüler (yani kendi kendilerine),
' Doğrusu siz, hakikaten zâlimlerin ta kendilerisiniz! dediler.
Sonra tekrar (eski) kafalarına döndüler (ve Hz. İbrâhim'e),
' Sen bunların konuşmadığını pekâlâ biliyorsun, dediler.
İbrâhim aleyhisselâm da,
' Öyleyse, dedi, Allâh'ı bırakıp da, hiçbir şekilde size ne fayda ne de zarar verebilen bir şeye hâlâ tapacak mısınız? Size de, Allâh'ı bırakıp da tapmakta olduğunuz şeylere de yuf olsun! Siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?
Aralarından bir kısmı,
' Eğer bir iş yapacaksanız, yakın onu da ilahlarınıza yardım edin! dediler.
(Hz. İbrâhim'in kavmi bu teklifi kabul ederek, onu yakmak için büyük bir ateş hazırladı!.. Ve eli-kolu bağlı olarak ateşe attılar! İbrâhim aleyhisselâm ise, 'Bana Allâh'ın sahip çıkması yeter; o, ne güzel bir sahip' diyerek Allâh'a sığınıyordu.)

'Biz, 'Ey ateş! İbrâhim için serin ve selâmet ol!' dedik.' Yani Cenâb-ı Hak, ateşten sıcaklık ve yakıcılık tabiatını gideriverdi.

Âyet-i kerimede geçen 'Bunun üzerine kendi nefslerine döndüler' ifadesindeki nefs, vicdan demektir. Zira bu doğrudan bildiğimiz hevâ ve hevesi ifade eden nefs değil; doğru ve yanlışı, hakkı ve bâtılı, adâlet ve zulmü biribirinden ayıran temel insânî ölçü olan vicdanı ifade eder. Nitekim bu hâdisede Hz. İbrahim'in kavmi, bir an için bir taş yığını olan bir putun eline baltayı alıp diğer putları kıramayacağını anlamış, hakikatin ta kendisiyle karşı karşıya gelmişti. Ne var ki, o bir anlık derûnî muhâsebe, akletme ve gerçeği kabul etmenin tesirinden kurtulup, tekrar eski kafalarına dönmüşler; üstelik de putların dile gelip konuşmayacaklarını itiraf etmek zorunda kaldıktan sonra.

Bu durumda Hz. İbrahim gayet haklı olarak 'Yuh size ve Allah'tan başka taptıklarınıza!' demekte, hemen ardından da, 'Siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?' diye sormaktadır...

Evet soru bu: 'Siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?'

Cenâb-ı Hakk'tan dileğimiz; verdiği akıl nimetini, kendi yolunda, rızâsına muvâfık şekilde kullanmayı nasip eylesin. Âmîn...

Kaynak:
Fazilet Takvimi, 28-29 Eylül 2001

DİĞER HİKAYELERİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

 



HAVA DURUMU
HAVA DURUMU

GÜZEL SÖZLER
Güzel Sözler
Hazr SMS

ANA SAYFA | KUR-AN'I KERİM | NAMAZ | ORUÇ | HADS VE DUALAR | MELEK VE CİNLER | İSLAM VE EVLİLİK | MBAREK GÜNLER | RÜYA TABİRLER |
  İMSAKİYE | NAMAZ VAKİTLERİ | İLAHİLER | KIYAMET | KURBAN BAYRAMI | DİĞER DİNLER |
|TESETTÜR EŞARP GELİNLİK | ONLNE KİTAP SİPARİŞİ
Copyright 2003 SSnet nternet Hizmetleri    
All Rights Reserved.   
Din