Aşûre
Nedir?
Kameri takvimin birinci ayı olan Muharremin onuncu
gününe verilen isimdir.
MUHARREM AYI
Muhterem Müslümanlar!
Hicri Takvimin ilk ayı olan muharrem ayının birinci gününü, geride bırakmış
bulunuyoruz. İslam tarihinde önemli bir yeri olan Muharrem ayının onuncu gününe
"aşure günü" denilmektedir. Bu günü bir öncesi ve sonrası ile
oruçlu geçirmek sünnettir.1 Hazreti Aişe validemizin bildirdiğine göre İslam
önce-sinde Peygamberimiz (a.s.) ve Mekke halkı “âşûrâ” günü oruç
tutuyordu. Peygamberimiz (a.s.), Medîne'ye geldikle-rinde de bu orucu tutmaya
devam etti ve ashabının da tutmasını istedi2. Ramazan orucu farz kılındıktan
sonra da Peygamberimiz (a.s.) "âşûrâ orucunu" tutmuş ve
“Ramazan orucundan sonra en fazîletli oruç Allah’ın ayı olan muharrem ayında
tutulan âşûrâ orucudur” buyurmuştur.3 Peygamberimi-zin bu tavsiyesi üzerine
sahabenin bir kısmı bu orucu tutmuş, bazı sahabîler de tutmamıştır.4
Aziz Müslümanlar!
Bu ayda Hz. Adem'in cennetten yer yüzüne indirilmesi, Hz. Nuh (a.s.)'ın
tufandan kurtulması, Hz. Musa (a.s.) ve ona iman edenlerin Firavun'un zulmünden
kurtulmaları gibi insanlık tarihinde dönüm noktası sayılabilecek önemli
bazı olayların vuku bulduğu rivayet edilmektedir. Diğer taraftan bütün Müslümanları
üzen Peygamberimizin torunu Hz. Hüseyin’in Kerbela'da şehit edilmesi olayı
da bu ayda vuku bulmuştur.
Değerli Müslümanlar!
Bu acı olayın tasvibi mümkün değildir. Ancak tarihin belli bir kesitinde
Hz, Hüseyin ile Peygamberimizin soyundan gelen bir kısım seçkin insanın
etrafında oluşan üzücü olaylar, artık tarihe mal olmuştur. Müslümanlara
düşen görev, bu tür olayların tekrarlanmasını önleyecek bir bilinç ve
anlayışa sahip olmak, kardeşlik, birlik ve beraberliği koruyabilmek ve yüce
Allah'ın; "Hep birlikte Allah'ın ipine / Kur'ân'a sımsıkı sarılın
ve parçalanıp bölünmeyin" (Al-i İmran, 103) emrine uyabilmektir.
Aziz müminler!
Hepimizin Allah'ı, Peygamberi, kitabı, kıblesi, vatanı ve bayrağı birdir.
Bu birlik, birbirimize sevgi ve saygı bağları ile bağlanmamızı gerektirir.
Kardeş olarak yaşamamız Rabbimizin ve Peygamberimi-zin bir emridir. Yüce
Allah, "Müminler ancak kardeştirler"5 Peygamberimiz (a.s.) ise
"Müslüman müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez",6 "Sizden
biriniz kendisi için sevip arzu ettiği şeyi mümin kardeşi için de sevip
arzu etmedikçe (gerçek anlamda) iman etmiş oylamaz"7 buyurmuştur. Allah
ve Peygamberin bu emir ve tavsiyelerine uyarak birbirimizi sevelim, Rabbimizi,
Peygamberimizi ve O'nun aile fertlerini ve ashabını da sevelim. Bu sevgi, müslümanların
müşterek heyecanıdır. Peygamberi, aile fertlerini ve ashabını sevmenin en
büyük göstergesi, onların yolundan gitmek ve onlar gibi Kur’ân ve Sünnete
uygun bir hayat yaşayabilmektir.
______________________
1- Tirmizî, Savm, 50. III, 128.
2- Buhârî, Savm, 69. II, 251. Müslim, Sıyâm, 128. Tirmizî, Savm, 49. III,
117